Giriş Formu



Anasayfa
  • 0
  • 1

Ocak 2010 Yazılarım

Genç Gelişim dergisi Ocak 2010 sayısında Eleştirinin Sevimsizliği başlıklı yazım yayımlanmıştır.Beyin Gücü dergisi Ocak 2010 sayısında Geri Zekâlı Mıyız? başlıklı yazım yayımlanmıştır.Seçkin kitapçılarda, AVM ve bayilerde ...

Flaş Haber | Erol AFŞİN | Çarşamba, 2 Aralık 2009 | Hits: 14

Read more

Yıldızlarla Uyumak

Edebiyatçı - yazar M. Nuri Yardım, bu defa çocukları sevindirecek bir esere imza atmış. Daha çok araştırma ve biyografi çalışmalarıyla dikkat çeken yazar, son zamanlarda hikâye türünde de eserler vermeye ...

Flaş Haber | Erol AFŞİN | Pazar, 22 Kasım 2009 | Hits: 43

Read more
More in: Flaş Haber
Erol AFŞİN
Asp.Net Eğitim Seti Yazdır e-Posta
Erol AFŞİN tarafından yazıldı   
Cuma, 05 Şubat 2010 21:54

Adem Aktepe, sürekli kendini geliştiren ve bilgisayar konusunda sürekli ilerleyen bir arkadaşımız. www.kariyervideo.com sitesini kurarak, bugüne kadar pekçok insanın bu siteye akın etmesine öncülük etti. Böylelikle, bilgisayar konusunda meraklılar, öğrenciler bir şeyler öğrendiler ve memnun ayrıldılar. Gayet açık ve net bir şekilde anlattığına inandığım Asp.Net eğitim setinin kendisine ve tüm meraklılarına hayırlı olmasını temenni ederim.

Ayrıntılı bilgi için, www.aspnetegitimseti.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Son Güncelleme ( Cuma, 05 Şubat 2010 21:57 )
 
120 Aslan Parçası Yazdır e-Posta
Erol AFŞİN tarafından yazıldı   
Çarşamba, 27 Ocak 2010 09:24
Toplum olarak dara düştüğümüz vakit, birbirimize kenetlenen bir yapımız var. Ancak darlıktan bir nevi kurtulduktan sonra bu kenetlenmeyi görmek güç… Aslında her zaman birbirimize kenetlenerek hayatımızı idame ettirmemiz bizim yarınlara daha büyük umutlarla bakmamıza vesile olacaktır.

Tarihimizden bir kesitin tozlu raflardan çıkarılarak, çok başarılı bir filme dönüştürülmesi ise muhteşem bir şey… Öncelikle 120 filminin yapımcılarına, oyuncularına ve bu fikirde emeği geçen herkese teşekkür ederim. On ikisinden, on yedisine kadar 120 aslan parçası… 1914 yılı… Hasta adam bitkindir. Yurdun çeşitli yerlerinde savaşlar olmaktadır. Erkeklerin hepsi cephelere koşmuştur. İşte böyle bir zamanda Erzurum’daki cephede cephane biter ve Van’daki cephaneliğin taşınması gerekir. Ancak cephaneyi götürecek kimse yoktur. Zaten erkekler cephededir. Nihayetinde 120 aslan parçası çocuk, gönüllü olur. Anneler ve babalar, şehrin idari amiri, öğretmen, doktor büyük bir üzüntü içinde buna “Evet” derler. Çünkü bu tehlikeli bir iştir ve geri dönülmesi güçtür. Sonunda 120 aslan parçası yola çıkar ve cephaneyi cepheye ulaştırırlar. Van’a bunun sevinciyle dönerken yolda şiddetli bir tipiye yakalanırlar ve 120 aslan parçası hayata veda eder.
Son Güncelleme ( Çarşamba, 27 Ocak 2010 09:29 )
 
Eleştirinin Sevimsizliği Yazdır e-Posta
Erol AFŞİN tarafından yazıldı   
Pazartesi, 11 Ocak 2010 00:00

Genç Gelişim dergisi Ocak 2010 sayısında Eleştirinin Sevimsizliği başlıklı yazım yayımlanmıştır.

Genç Gelişim dergisini AVM, NT, seçkin kitaçılarda ve gazete bayilerinde bulabilirsiniz.

www.gencgelisim.com

Son Güncelleme ( Pazartesi, 11 Ocak 2010 22:27 )
 
Geri Zekâlı Mıyız? Yazdır e-Posta
Erol AFŞİN tarafından yazıldı   
Pazartesi, 11 Ocak 2010 00:00

Beyin Gücü dergisi Ocak 2010 sayısında Geri Zekâlı Mıyız? başlıklı yazım yayımlanmıştır.

Beyin Gücü dergisini AVM, NT, seçkin kitaçılarda ve gazete bayilerinde bulabilirsiniz.

Son Güncelleme ( Pazartesi, 11 Ocak 2010 22:28 )
 
Çocukluğum, Neredesin? Yazdır e-Posta
Erol AFŞİN tarafından yazıldı   
Pazar, 03 Ocak 2010 13:05

Her insan, doğar, büyür ve yaşlanır. İlk önce herkes çocuk olur, sonra yetişkinliğe adım atar. Ardından tekrar çocukluğa girer. Yaşlanmayı ben ikinci çocukluk evresi olarak görürüm. Bir yaz günü Ankara’da bir şiir dinletisine katılmıştım. Orada elime geçen broşürde “kıdemli insanlar günü” yazıyordu. Programın içeriğini bilmiyordum, arkadaş hadi gidelim demişti ve gitmiştik… Bu kelimeye çok bozulmuştum, dışarıdaki insanlar kıdemsiz mi diye söylenmeye başlamıştım kendi kendime… Sonra vakfın müdürü çıktı ve “Artık yaşlılarımıza, yaşlılar değil, kıdemli insanlar diyelim.” dedi. Bir önceki düşüm, yerini beğeniye bırakmıştı. Bu yaşlılarımıza olan değerin bir tezahürüdür. 

Her insan çocukluk evresinden geçer amma ne hikmetse çocukluğunu da bir anda unutuverir. Dolayısıyla ilerde yuva kurup kendi çocukları olduğu vakit, onları anlamakta büyük sıkıntılar çeker. Aslında birbiriyle tezat bir durumu gözler önüne sermek isterim. Bizler çocukluk evrelerinden geçtik, zamanında sıkıntılarımız oldu ve bunları biliyoruz. Yetişkin iken çocukları anlamamız lazım, çünkü bir zamanlar onların geçtiği yollardan geçtik. Ama gelin görün ki biz onları değil, onlar bizi anlıyorlar. Küçük bir çocuk, ayakkabı istiyor diyelim. Anne ve babasının parası yoksa bu isteğini bağrına basıyor ve onları üzmemek adına, susuyor. İşte bu bir büyüklük alameti değil midir esasında?  

Son Güncelleme ( Perşembe, 07 Ocak 2010 08:16 )
 
«BaşlatÖnceki12SonrakiSon»

Sayfa 1 > 2

Anketler

Kitabımın kapağını nasıl buldunuz?
 

Kimler Sitede

Şuanda 282 konuk çevrimiçi

Hayatı Kucaklayan Yazılar



Hava Durumu

MALATYA
Main page Contacts Search Contacts Search